Söyleşi: Eğitimde farklı gelişenler

0
1496

Engel, bireyin kendisinde olan bir özellik değildir. Yaşadığınız çevre ya da toplum sizin farklılıklarınıza uygun değilse sizin için engelli bir toplum ya da çevredir. Bireysel farklılıkların farkında olan, onlara uygun düzenlemeler yapan bir toplumda herkes kendini eşit ve engelsiz hissedecektir.

eğitimpedia: “Özel eğitim okulları”, “özel gelişimli çocuk” ,”doğal gelişim gösteren çocuklar” … Sanırım söyleşimiz boyunca bu kavramları sık sık işiteceğiz. Bize kısaca bu kavramları ve neden bu sözcükleri kullanmayı tercih ettiğinizi açıklayabilir misiniz?

Cem Akköse: Özel gereksinimli çocuk ifadesi aslında günlük dildeki bir evrim. Geçmişte farklı özellikler gösteren bireyler için sakat terimi kullanılıyordu. Bu terim zaten başlı başına bir ayrıştırma ve dışlamayı ifade ediyordu. Sonrasında özürlü terimi kullanılmaya başlandı. Belki de sanayi toplumunun getirdiği bir terimdi bu. Üretimde, özürlü terimi istenen özelliklere sahip olmayan ve diğerlerine göre daha değersiz olan bir anlam ifade ediyor. Son yıllarda ise bu iki terim de terkedilerek engelli terimi kullanılmaya başlandı. Biz engelli teriminin de aslında yanlış bir terim olduğunu düşünüyoruz. Engeller bireyde olmaz, bireylerin farklı özelliklerine uygun olmayan çevre ya da toplumda olur. Tekerlekli sandalye kullanan bir birey için merdivenlerin olduğu bir ortam engelli bir ortamdır, engelli olan birey değil toplumdur. Özel gereksinimli birey terimi ise, doğal gelişim gösteren bireylerden farklı gelişimsel özellikler taşıyan ve bu özelliklerine uygun özel uyarlamalara gereksinimi olan bireye karşılık geliyor. Özellikle eğitim ortamlarında farklı gelişen bireylerin ihtiyaçları da tam bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu nedenle özellikle eğitimcilerin özel gereksinimli birey terimini kullanmalarının daha doğru ve önemli olduğunu düşünüyorum.

eğitimpedia: Özel gelişim gösteren çocukların doğal gelişim gösteren akranlarıyla birlikte eğitim alabilmesine kaynaştırma eğitimi diyoruz. Peki ülkemizdeki durum nedir? Kaç öğrenci kaynaştırma eğitiminden yararlanabiliyor. Yayınlanan istatistik verileri gerçeği ne kadar yansıtıyor?

Cem Akköse: Milli Eğitim Bakanlığı’nın istatistiklerine göre ülkemizde eğitim alan özel gereksinimli öğrenci sayısı 252.025. Kaynaştırma eğitimine devam eden öğrenci sayısı ise 147048. Yani özel gereksinimli öğrencilerin yaklaşık %64ü kaynaştırma eğitimine devam ediyor. Bu yüzdeyi değerlendirdiğimiz zaman kaynaştırma eğitimine devam eden öğrenci sayısı olumlu görünüyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre özel gereksinimli bireylerin genel nüfusa oranı %15-16. Bunu ülkemize de genellediğimizde okullarımızda eğitim gören özel gereksinimli öğrencilerin toplam öğrenci sayısına oranının da %15-16 olması gerekiyor. Ancak 20 milyon öğrenci arasında 252025 özel gereksinimli öğrenci oran olarak sadece %1’e denk geliyor. Yani özel gereksinimli öğrencilerin büyük çoğunluğu eğitim sisteminin tamamen dışında kalıyor.

eğitimpedia: Peki kaynaştırma eğitiminden yararlanan öğrencilerinin dağılımı ilk-orta-lise düzeylerine göre farklılık gösteriyor mu? Bir başka deyişle, kaynaştırma eğitimine başlayan çocuklar eğitimlerini liseye kadar sürdürebiliyor mu?

Cem Akköse: İlkokul ve ortaokulda çok büyük farklılık yok ancak liseye geçişte sayıda büyük bir düşüş yaşanıyor. Ortaokulu bitiren özel gereksinimli öğrencilerin maalesef ancak %10’u lisede kaynaştırma eğitimine devam edebiliyor. Özel gereksinimli bireylerin yaşamlarını bağımsız olarak yürütebilmeleri için bir meslek kazanmaları oldukça önemli ve ülkemizde de meslek kazanma sürecinin gerçekleştiği eğitim kademesi lise düzeyi. Özel gereksinimli bireylerin lise eğitiminden uzak kalmalarının meslek kazanmaları açısından önemli bir sorun olduğunu düşünüyorum.

eğitimpedia: Bir “özel eğitim okulu”nda çalıştığınızı söylemiştiniz. Özel eğitim okulları, başlı başına “kaynaştırma” düşüncesine aykırı değil mi? Özel eğitim okulları bu sistemde nasıl bir işlev görüyor?

Cem Akköse: Eğitim kurumları toplumun bir modeli. Biz tüm öğrencileri eğitim ortamlarında toplumsal yaşama hazırlamaya çalışıyoruz. Bir toplumda, kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli birey sayısı ne kadar fazlaysa bu bireylerin toplumsal yaşama katılımları da o kadar fazla oluyor. Gelişmiş ülkelerde de özel gereksinimli bireylerin hemen hemen hepsi kaynaştırma eğitimine devam ediyorlar. Ülkemizde ise maalesef okullarımız özel gereksinimli bireylere hazır değil. Ancak tekrar altını çizmek istiyorum bu eksiklik özel gereksinimli bireylerden değil eğitim kurumlarından kaynaklanıyor. Normalde özel eğitim okulları, kaynaştırma eğitimine devam edemeyecek durumda olan ağır düzey zihinsel yetersizliği olan çocukların eğitim almaları için planlanmakla birlikte ülkemizde özel gereksinimli bireyleri akademik ve toplumsal yaşama uyum becerileri açısından destekleyip kaynaştırma eğitiminde karşılaşacakları sorunları en aza indirmeye yardımcı olma gibi bir işlev görüyor.

eğitimpedia: Kaynaştırma programı çerçevesinde özel gereksinimli bir çocuğu doğal gelişim gösteren çocukların bulunduğu bir sınıfın içinde hayal edelim. Bu çocuk neler yaşıyor?

Cem Akköse: Eğer bu çocuğun eğitim programı çocuğun performans ve gereksinimlerine uygun olarak hazırlanıyorsa ve davranışları başarılı şekilde yönetiliyorsa çok fazla sorun yaşamıyor. Eğitim sistemine programsız olarak katıldığında ve davranışları başarılı şekilde yönetilemediğinde ise sınıfta ortaya çıkabilecek tüm sorunların nedeni olarak görülebiliyor.

eğitimpedia: Nasıl olur? İhtiyacı olana yardım etmeyi teşvik eden bir kültürden gelmiyor muyuz?

Cem Akköse: Bizim yardımlaşma ile ilgili anlayışımız genellikle anlık çözümlerden yana. Sokakta kaldırıma çıkmakta zorlanan tekerlekli sandalyeli bir birey gördüğümüzde herkes ona yardıma koşar ancak o kaldırımı o bireylere uyumlu hale getirmeyi kimse düşünmez.

eğitimpedia: Daha önceki bir konuşmanızda ülkemizde bu konu üzerinde çalışmalar yapan hemen hemen herkesin ailesinde ya da yakın çevresinde özel gereksinimli bir çocukla ilgili bir deneyimi olduğunu söylemiştiniz. Sanırım toplumdaki bu duyarsızlığın ilacı olarak, biz “doğal gelişim gösteren çocukların” kaynaştırma sınıflarından ve özel gereksinimli akranlarından öğreneceği şeyler var. Ne dersiniz?

Cem Akköse: Özel eğitim ile ya da özel gereksinimli bireylerle ilgili bir iş yaptığınızda en sık duyduğunuz soru çevrenizde ya da yakınlarınızda özel gereksinimli bir bireyin olup olmadığıdır. Toplumdaki genel algı bu şekilde. Sorunu yaşadığınız zaman çözümün bir parçası olmak durumunda kalıyorsunuz. Bizler özel gereksinimli bireyleri ancak sokaklarda görüyoruz ve acıyıp geçiyoruz. Şu an yetişkin yaşlarda olanların büyük çoğunluğu eğitim ortamlarında özel gereksinimli bireylerle birlikte eğitim almadılar. Doğal gelişim gösteren bireyler eğitim ortamlarında özel gereksinimli bireylerle birlikte eğitim aldıklarında daha o yaşlarda toplumda kendilerinden farklı gelişen bireyler de olduğunu öğreniyorlar. Bu durumun olağan dışı bir durum olmadığını hayatın bir parçası olduğunu öğreniyorlar. Ve yetişkin olarak hayata atıldıklarında aldıkları kararlarda bu gerçeği her zaman hatırlıyorlar. Kaynaştırma eğitimi toplumsal barışın, farklılıklara saygının küçük yaşlarda yaşanılarak öğrenilebileceği en etkili yöntem.

eğitimpedia: Ailelerden çocuklara tutarlı bir davranış ahlakı/kültürüne sahip olmadığımıza göre bütün suç ve sorumluluk kaynaştırma sınıfında tüm öğrencilere ihtiyaçlarına göre eğitim vermek zorunda olan öğretmenlerin üzerine kalıyor. Peki ya öğretmenlerimiz,  eğitim sisteminin imkansızlıkları bir yana bu konuda yaşayabilecekleri sorunların üstesinden gelebilecek donanıma sahipler mi?

Cem Akköse: Bu konuda başarılı olan öğretmenlerin başarısı tamamen kendi fedakârlıkları sayesinde oluyor. Bu anlamda etkili bir profesyonel destek ya da eğitim olanağına sahip olduklarını söylemek mümkün değil.

eğitimpedia: Peki özel gereksinimli çocukların kaynaştırma eğitimine başlayacağı en ideal yaş nedir?

Cem Akköse: Okulöncesi eğitim özel gereksinimli bireyler için kritik öneme sahip. Ülkemizde özel gereksinimli çocukların okulöncesi eğitime devam etmeleri aynı zamanda yasal zorunluluk.

eğitimpedia: Öyleyse söyleşimizi insanların kendilerini “engelli” hissetmeyeceği bir dünya dileğiyle bitirelim. Gerçekten bir insan kendini ne zaman engelli hisseder? Özel gereksinimli bir çocuğun kendini engelli hissetmemesi mümkün müdür?

Cem Akköse: Engel, bireyin kendisinde olan bir özellik değildir. Yaşadığınız çevre ya da toplum sizin farklılıklarınıza uygun değilse sizin için engelli bir toplum ya da çevredir. Bireysel farklılıkların farkında olan, onlara uygun düzenlemeler yapan bir toplumda herkes kendini eşit ve engelsiz hissedecektir.

Cem Akköse

Özel Metin Sabancı Özel Eğitim Okulu

Okul Müdürü

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here