TRENDLER

TED Konuşmaları: Barışı Nasıl Sağlarız?

Görüntülenme 365

0
TED Konuşmaları: Barışı Nasıl Sağlarız?

Nasıl oldu da Hindistan’da üst sınıftan genç bir adam 83 bin çocuğu kölelikten kurtardı? Nobel Barış Ödüllü Çocuk Hakları Aktivisti Kailash Satyarthi dünyayı daha iyi yapmak isteyenlere şaşırtıcı bir tavsiye veriyor: “Haksızlığa karşı öfkelenin” Bu güçlü konuşmada, bizlere barışın yaşamının nasıl öfkenin yaşamından kaynaklandığını gösteriyor.

Konuşmasına “Bugün öfke hakkında konuşacağım. 11 yaşındayken bazı arkadaşlarımın aileleri okul kitaplarını alamıyor diye okulu bıraktığını görmek beni öfkelendirdi. 27 yaşındayken, kızı geneleve satılmak üzere olan umutsuz köle bir babanın zor durumunu duymak beni öfkelendirdi. 50 yaşında, sokaktaki kan havuzunda oğlumla birlikte yatıyor olmak beni öfkelendirdi” diye başlayan Satyarthi, öfke konusunda da şunları söylüyor:

“Sevgili dostlar, yüzyıllardır bize öfkenin kötü olduğu öğretildi. Ailemiz, öğretmenlerimiz, din adamlarımız herkes bize öfkemizi nasıl kontrol edeceğimizi nasıl bastıracağımızı öğretti. Peki soruyorum neden? Neden öfkemizi toplum için daha iyi olacak biçimde dönüştüremiyoruz? Neden öfkemizi dünyadaki kötülüklerle savaşmak ve onları değiştirmek için kullanamıyoruz? Benim yapmaya çalıştığım şey işte bu.”

Kanada’da düzenlenen TED2015’te konuşmacı olarak yer alan Satyarthi’nin ilham verici sözlerinden bazıları şunlar:

“Çocukluğumdan beri Mahatma Gandhi’nin büyük hayranıydım. Gandhi Hindistan’ın özgürlük hareketi için savaştı ve önderlik etti. Ama daha da önemlisi, o bize en korunmasız gruplara, en yoksul insanlara itibar ve saygıyla nasıl davranacağımızı öğretti. Böylece, Hindistan 1969’da Mahatma Gandhi’nin doğumunun yüzüncü yılını kutlarken -o zaman ben 15 yaşındaydım- aklıma bir fikir geldi. Neden bunu daha farklı şekilde kutlayamıyoruz? Muhtemelen çoğunuzun bildiği gibi, Hindistan’da doğanların büyük çoğunluğunun en alt tabakadan olduğunu biliyordum ve onlara dokunulmazlar gibi davranılıyordu. Bu insanlar, tapınaklara girmelerine izin verilmesini bırakın, üst sınıftakilerin evlerine ya da marketlerine bile giremezler.”

“Şehrimde kast sistemi ve dokunulmazlığa son derece karşı bir biçimde konuşan ve Gandhi’nin ideallerinden bahseden liderlerden çok etkilenmiştim. Bundan esinlendim ve düşündüm, bir örnek olup, bu insanları dokunulmazlar topluluğunun yaptığı ve sunduğu yemeklerden yemeye davet edelim. Alt sınıftan -sözde dokunulmaz denen- insanlara gittim, onları ikna etmeye çalıştım ama bu onlar için düşünülecek bir şey değildi. Bana: ‘Hayır, hayır. Bu imkansız. Asla olmaz’ dediler. Onlara dedim ki: ‘Şu liderlere bakın, hepsi çok iyi ve dokunulmazlığa karşılar. Onlar gelecekler. Eğer kimse gelmezse, biz bir örnek teşkil edebiliriz.’ Bu insanlar benim çok saf olduğumu düşündüler. Sonunda ikna oldular.”

kailash-satyarthi

“O gün geldi. O dokunulmazların hepsi 3 kadın, 2 erkek gelmeyi kabul ettiler. Onlara en iyi kıyafetlerini giymelerini hatırlattım. Yeni mutfak eşyaları getirdiler. Yüzlerce kez duş aldılar çünkü onlar için yapılması düşünülemez bir şeydi. Bu değişim anıydı. Toplandılar. Yemekler pişirildi. Saat 7’ydi. 8’e kadar beklemeye devam ettik. Liderlerin birkaç saat geç kalmaları çok da alışılmamış bir şey değildi.”

“Saat 10’du. Liderlerden hiçbiri görünürde yoktu. Bu beni öfkelendirdi. Mahatma Gandhi’nin büstüne yaslanmış dikiliyordum. Duygusal yönden bitkin daha doğrusu tükenmiştim. Yiyeceklerin olduğu yere oturdum. Duygularıma hakim olmaya devam ettim. Ama sonra, ilk ısırığı aldığımda gözyaşlarına boğuldum. Birden omzumda bir el hissettim. Bu el dokunulmaz bir kadının iyileştirici anne eli gibiydi. Bana: ‘Kailash, neden ağlıyorsun? Sen kendine düşen kısmı yaptın. Dokunulmazların yaptığı yemekten yedin ki böyle bir şey daha önce hiç olmamıştı. Bugün sen kazandın’ dedi. O haklıydı dostlarım.”

“Gece yarısından biraz sonra eve döndüm. Üst sınıftan pek çok yaşlı insanın evimin önünde oturduğunu görünce şok oldum. Annemi ve yaşlı kadınları ağlarken gördüm. Bu yaşlı adamlara yalvarıyorlardı. Çünkü bütün ailemi kast dışı etmekle tehdit etmişlerdi. Bilirsiniz ki bir aileyi kast dışı etmek düşünebileceğiniz en büyük sosyal cezadır. Bir şekilde sadece beni cezalandırmayı kabul ettiler. Cezam arındırmaydı. Bu demek oluyordu ki kutsal yıkanma için evimden 1000 km uzaklıktaki Ganj Nehri’ne gitmeliydim. Sonra da rahipler, 101 rahip, için bir ziyafet vermeli ayaklarını yıkamalı ve ayaklarını yıkadığım suyu içmeliydim.”

Bu tamamen saçmalıktı. Ben de cezamı kabullenmeyi reddettim. Beni nasıl mı cezalandırdılar? Kendi muftağıma ve yemek odama girmem yasaklandı. Yiyecek eşyalarım ayrıldı. Kızgın olduğum akşam beni kast dışı etmek istediler. Ama ben bütün kast sistemini, kast dışı etmeye karar verdim. Bu mümkündü çünkü Hindistan’daki soyadların çoğu kast isimleri olduğu için başlangıç, aile adını yani soyadını değiştirmek olacaktı. Bu yüzden adımı değiştirmeye karar verdim. Kendime ‘hakikatin arayıcısı’ anlamına gelen Satyarthi ismini verdim. Bu benim dönüştürücü öfkemin başlangıcıydı.

“Dostlarım, belki birkaçınız bana çocuk hakları savunucusu olmadan önce ne yaptığımı söyleyebilir? Bilen var mı? Yok. Mühendistim, elektrik mühendisi. Sonra öğrendim ki yanan ateş, kömür, boşluklardaki nükleer patlama, şiddetli nehir akıntıları, sert rüzgarların enerjisi ışığa ve milyonların yaşamına dönüştürülebilirdi. Aynı zamanda enerjinin en kontrol edilemez şeklinin toplumu daha iyi yapmak için nasıl kontrol altına alınabildiğini öğrendim.”

“Öfkemin 11. yaşında, her çocuk için eğitimin ne kadar önemli olduğunu fark ettiğimde, aklıma kullanılmış kitapları toplayıp ve fakir çocuklara yardım etmek geldi. 11 yaşımda, bir kitap bankası oluşturdum. Yine durmadım. Sonra, eğitim için dünyanın tek en büyük sivil toplum seferberliğini kurdum: Eğitim için Küresel Seferberlik. Bu, hayırseverlikten insan haklarına kadar eğitime yönelik bütün düşünceyi değiştirdi ve son 15 yılın yarısına kadar okumayan çocukların azalmasına gözle görünür biçimde yardım etti.”

Yani her durumda, öfkeden başladı fikre ve harekete dönüştü. Öyleyse öfke, sonra ne geliyor? Fikir ve …

Seyirci: Hareket

Kailash Satyarthi: Öfke, fikir, hareket. Yapmaya çalıştığım şey bu.”

“Öfke bir güçtür, enerjidir ve doğa kanunu gereği enerji yaratılamaz, kaybedilemez, yok edilemezdir. Öyleyse neden öfkenin enerjisini daha iyi, daha güzel, daha adil ve daha eşit bir dünya yaratmak için dönüştürüp kullanmayalım?”

Sevgili dostlar, kardeşler, Nobel Ödülü kazanmış biri olarak tekrar ve tekrar sizlere ısrarla öfkelenmenizi tavsiye ediyorum. Israrla öfkelenmenizi tavsiye ediyorum. Aramızdaki en öfkeli kişi öfkesini fikre ve harekete dönüştürebilendir.

 

Etiketler
Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!