Teknoloji, Öğretme ve Öğrenme Şeklimizi Nasıl Değiştiriyor?

0
1422

Eğitim sistemimizin reforma ihtiyacı var. Çoğu öğrenci, ömür boyu sürecek öğrenme isteğini edinmeden bitiriyor okulu. Hızla değişen dünyamızda ayakta kalmak için gerekli olan becerileri, zihniyeti ve değerleri de edinemiyorlar. Öğrencilerin çoğu, insanlığın gelişimine katkı sağlama arzusuna sahip olmadan mezun oluyor.

Geleneksel okul müfredatları asırlardır büyük bir değişim geçirmedi ve pedagojide bilimsel temel eksik. Hala, kısa vadeli okul notlarına ve bireysel başarıya önem veriliyor.

Gelecek nesillere nasıl etkili bir şekilde eğitim verebiliriz? Ana akım eğitimde neleri değiştirmemiz gerekiyor? Bu soruların cevapları küçük çaplı değişimlerde yatmıyor. Aksine, şu anki haliyle ana akım eğitimin bütünüyle bir onarıma ihtiyacı var. Ayrıca, ilk iş olarak eğitimi nasıl tanımladığımızı da değiştirmemiz lazım.  

Teknoloji halihazırda öğretme ve öğrenme şeklimizi değiştiriyor. Dijital sınıflar, internet üzerinden küresel işbirlikleri ve kişiselleştirilmiş eğitim, bunun henüz sadece başlangıcı. Eğitim teknolojisindeki bu değişimler neye yol açacak? Bundan otuz yıl sonra “eğitim” kelimesi ne ifade edecek?

On yıl önce, Millenium Projesi eğitimin radikal geleceğini keşfetme amaçlı bir araştırmaya girişti ve Eğitim 2030 adında çığır açan bir rapor yayınladı. O zamandan beri, rapordaki tahminlerin, endişelerin ve çözümlerin gerçekleşmeye başladığını görüyoruz. İşte bu rapordan bazı önemli noktalar:

Entegre Yaşam Boyu Öğrenme Sistemleri

Eğitim, belirli bir dönemde ve belirli bir kurumda, belge almak için uğraşılan bir şey değil; ömür boyu sürecek bir keşfetme, kendini bulma ve özgürlük yolculuğu olmalı. Etkili eğitim, eğlence dahil olmak üzere günlük deneyimlerimizin tümüyle birleştirilmeli. Eğitim 2030 raporuna göre, gelecekteki eğitim “doğum öncesi programlardan, yaşlılar için bilgi, iş ve eğlence sağlayacak programlara kadar tüm yaş grupları için” uygun hale getirilecek.

Gelecekte işe alınabilir olmak için hayat boyu öğrenme zihniyetine sahip olmak son derece önemli. Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayınlanan bir rapor, şu anda ilkokula giden öğrencilerin gelecekte sahip olacakları mesleklerin neredeyse yüzde 65’inin henüz mevcut olmadığını ortaya koyuyor. Yeni endüstriler sürekli doğuyor, bazıları da birer birer yok oluyor. Gelecekteki çalışanların, ihtiyaç duyulan becerileri kazanmak için herkese açık online kursları (Mooc) ve onlara sunulan geniş kapsamlı eğitim kaynaklarını kullanabilmeleri gerekecek.

Genç zihinlere, nasıl etkili bir şekilde öğreneceklerini ve öğrendikleri bazı bilgileri bir kenara bırakabileceklerini öğretmeye odaklanan müfredat sayısının bu kadar az olması çok trajik. Sanayi sonrası dönemde teknolojinin etkisi, aksaklıkların öngörülemez sonuçlarına karşı çevik olmamız ve duruma çabuk ayak uydurmamız gerektiği anlamına geliyordu. İhtiyaç duyulan zihniyeti edinmek ve becerileri öğrenmek için yaşamımız boyunca artık gerekli olmayanları bir kenara bırakmak zorunda kalabiliriz.

Dahası var. Bu entegre yaşam boyu öğrenme sistemleri, günümüz toplumunda görülen mutsuzluk ve zihinsel sağlık problemlerinin çözümünde de kritik öneme sahip olabilir. Eğitim 2030 raporunun gösterdiği gibi, bireysel öğrenme süreçlerinin düzenli bir şekilde değerlendirilmesi, insanların mutsuz olmasını engellemek için tasarlanabilir ve “önyargıları ve nefreti ortadan kaldırmayı amaçlayan programlar daha güzel ve sevgi dolu bir dünyaya sebep olabilir.”   

Üç Boyutlu Öğrenme Deneyimleri

Sanal gerçeklik, öğrenme deneyiminde devrim yaratıyor. Öğrencilerin antik döneme yolculuk yapmasına, evrenin bir ucundan diğerine seyahat etmesine ve farklı ülkelerdeki müzeleri gezmesine olanak sağlıyor. Hem de tüm bunları sınıftan çıkmadan yapabiliyorlar. Bu tür teknolojilerin en büyük marifetlerinden biri, öğrenme deneyimini daha merak uyandıran, büyüleyici ve insanı dönüştürme gücüne sahip bir hale getirmesi. Zihniyetimizi değiştirmemize ve yoğun deneyimler aracılığıyla güçlü mesajlar almamıza olanak sağlıyor.  

Örneğin, Google Expeditions Pioneer Programı, öğretmenlerin öğrencilerini dünyanın herhangi bir yerine götürmesine imkan verecek. Öğretmenler öğrencileriyle “mercan kayalıklarını ya da öğleden sonra Mars’ın yüzeyini keşfedecek,”, öğrencilerini üç boyutlu sanal okul gezilerine götürebilecekler. Bu, tamamiyle sanal bir okulun başlangıcı olabilir mi?  

Bu üç boyutlu deneyimler, öğrenim hızını artırmaya, hafızayı iyileştirmeye ve karar verme becerisini geliştirmeye katkıda bulunma potansiyeline sahip. Teknolojiyle bütünleşmiş müfredatların en az teknolojinin kendisi kadar önemli olduğunu belirtmek şart. Halihazırda kusurlu olan müfredatları dijitalleştirmenin bir manası yok. Sanal gerçekliği uygulamak tek başına yeterli değil—bu teknoloji ile uygulanacak olan içerik ve müfredatların da yenilikçi olması lazım. Öğrencileri çıkaracağımız sanal yolculukların, gelecek nesillere aşılamak istediğimiz ilgili becerilere, değerlere ve zihniyetlere dayandırılması gerekiyor.

Bilişsel Gelişim: Zekayı İyileştirmek

Eğitim, bir bilim dalı gibi ele alınıyor. Bilim insanlarının zihin, beyin ve öğrenme süreci ile ilgili daha iyi anlayışa sahip olmasına olanak veren nöroeğitimin yükselişine şahit oluyoruz. Beynimizin nasıl çalıştığını anlamaya yönelik bu gelişmelerin, öğrenme kapasitemiz üzerinde güçlü etkileri olabilir. Çok sayıda öğretmen, eğitim veriş şekillerini bu yeni bulgulara göre uyarlamaları için teşvik ediliyor.

Bazı uzmanlar, öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini keşfetmek ve böylece biyolojik stratejiler geliştirerek öğrenmeyi iyileştirmek için insan sinapslarının tam bir haritasını çıkarmayı umuyorlar. Bu mekanizmaları anlamak aynı zamanda; bilişsel gelişim ilaçlarının, genetik olarak geliştirilmiş zekanın ve yapay zeka cihazları ile entegrasyonun yolunu açıyor.

Kulağa bilim kurgu gibi gelse de, etkileri şimdiden ortaya çıkmaya başladı.

Bu yılın başlarında, satrançta önemli ilerlemeler gösteren bilişsel gelişim ilaçları modafinil ve metilfenidat ile ilgili ilk çalışma Avrupa Nöropsikofarmoloji dergisinde yayınlandı. Ayrıca, İtalya’dan uzman bir ekip, kullanıcıların tepki ve tercihlerine göre eğitim deneyimini kişiselleştirmek için beyin-bilgisayar arayüzü ile çalışan BRAVO adında bir e-öğrenme platformu planı hazırladı.

BRAVO şu an EEG (beynin elektriksel aktivitesini ölçen cihaz) üzerinden çalışırken, bu tür bir teknolojinin, beynimizde yerleşik olan yapay sinir ağları ile doğrudan entegre olma potansiyeli var. Böyle bir şeyin olası sonuçları köklü değişimlere yol açabilir. Bir alanla ilgili tüm bilgileri beyninize indirebildiğinizi hayal edin. Düşüncelerinizi ve fikirlerinizi doğrudan internete yükleyebildiğinizi düşünün. İstediğiniz takdirde beyninizi yeniden düzenleyebildiğinizi hayal edin. Bu şartlar altında, eğitim ne ifade eder?

Uygarlık Düzeyinde Bir Değişimde Eğitimin Rolü  

Eğitimin bu yeni tanımını genişleterek, eğitimi sadece kendimizi geliştirmek için değil, aynı zamanda uygarlık seviyesinde gerçekleşebilecek bir değişimin aracı olarak da görmeye başlamalıyız. Global eğitimde “uygarlık seviyesinde değişim”i aktif olarak destekleyen uzman Marc Prensky, çoğumuzun eğitimin ne ifade ettiği ve ne işe yaradığı ile ilgili demode bir bakış açısına sahip olduğuna dikkat çekiyor. Eğitimi, insanlığın gelişimine katkı sağlayacak gerekli araçlar ile birlikte genç akıllara ilham vermek ve onları güçlendirmek için bir araç olarak kullanmalıyız.

Bu makalede anahatlarıyla belirtilen teknolojik araçlar güçlü olabilir, ancak toplumun iyiliğine olduğu gibi kötülüğüne de kullanılabileceğinin farkına varmak son derece önemli. Eğitimdeki en büyük sorunlardan biri, eğitime evrensel bir erişim imkanı olmamasıdır ki bu eksiklik ancak bu yeni imkanlar ortaya çıktıkça giderilebilir. Eğitim 2030 raporu, devlet organlarının suistimale müsaade etmeden, bu yeni teknolojilerin demokratik ve adil kullanımını teşvik etmek için yöntemler geliştirmeleri gerektiğini vurguluyor.

Daha da kötüsü, birçok siyasi organ bu yeni eğitim imkanlarını iktidarlarına yönelik bir tehdit olarak görecek. Hatta, bu yeni tekniklerden bazıları varolan rejimler, ideolojiler ve inanç sistemleri varlığını sürdürebilsin diye dünyanın farklı kesimlerinde yasa dışı ilan edilecek.

Prensky, “Medeniyetimiz artık değişim sürecinde,” diyor. “Eğitimdeki yeni yaklaşımları benimsemede hızlı ve uygun adım atan ülkeler, çocukların gelişip başarılı olduğu yerler olacak.” Ve çağa ayak uyduramayan diğerleri, insanlığın ilerlemesine giden yolda geriye düşecekler.

 

Çeviri: Zeynep Topal

Kaynak: https://singularityhub.com/2017/10/09/how-technology-is-transforming-the-way-we-teach-and-learn/#sm.001qso9o618okf6itl620seruome4

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here