TRENDLER

Türkiye’de Erken Çocukluk Eğitimi

Görüntülenme 2279

0
Türkiye’de Erken Çocukluk Eğitimi

Eğitim Reformu Girişimi (ERG) 2008’den beri her yıl hazırladığı Eğitim İzleme Raporu’nun dokuzuncusunu geçtiğimiz Kasım ayında yayımladı. 2015-16 eğitim-öğretim yılındaki belli başlı gelişmeleri özetleyip değerlendiren Eğitim İzleme Raporu 2015-16’da öne çıkan konulardan bir tanesi erken çocukluk eğitimi (EÇE). Okulöncesi eğitime erişimi arttırmak bir süredir Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)’nın hedefleri arasında yer alıyor. Örneğin, Millî Eğitim Bakanlığı 2015-2019 Stratejik Planı’na göre okulöncesi eğitimde okullulaşma oranının 2019 yılına kadar %70’e çıkması amaçlanıyordu. Ayrıca, geçtiğimiz Ekim ayında açıklanan Orta Vadeli Program (2017-2019)’a göre, okulöncesi eğitim kademeli olarak zorunlu hale gelecek. Dolayısıyla, MEB’in önümüzdeki birkaç yıl boyunca EÇE hizmetlerini geliştirmeye ve yaygınlaştırmaya öncelik vermesi gerekiyor. Yazının kalanında Türkiye’de okulöncesi eğitime erişimin durumu kısaca değerlendirip, EÇE’nin zorunlu eğitim kapsamına alınması sürecinde öncelik vermemiz gereken konuların altını çizeceğim.

Okulöncesi Eğitime Erişim

Türkiye’de okulöncesi eğitime erişim son 10 senedir artıyor (Grafik 1). Buna rağmen okullulaşma oranları hem OECD ortalamasının hem de yukarıda belirtilen ve MEB’in kendine koyduğu hedeflerin altında. 2015-16 eğitim-öğretim yılında 3-5 yaş grubunda net okullulaşma oranı %33,3, 4-5 yaş grubu net okullulaşma oranı %43, 5 yaş okullulaşma oranı ise %55,5. Okullulaşma oranları sadece yaş gruplarına göre değil aynı zamanda bölgelere ve illere göre de büyük farklılıklar gösteriyor. Örneğin, 5 yaş net okullulaşma oranı en yüksek Edirne’de iken (%82,6), bu oran Şırnak’ta %27,3’e kadar düşüyor.

Grafik 1: Okulöncesi Eğitimde Net Okullaşma Oranları ve Toplam Öğrenci Sayısı, 2005-06 ve 2015-16 Yılları Arası

grafik 1
Not: 2015-16 eğitim-öğretim yılına ait oranlar MEB (2016) kaynağından alınmış; önceki yılların verileri için Eğitim İzleme Raporu 2014-15 kullanılmıştır.

Okulöncesi Eğitim Kurumları

Erken çocukluk eğitimi alan çocukların çoğunluğu ilköğretim okullarına bağlı resmi anasınıflarına devam ediyor (Grafik 2). Ancak, Eğitim İzleme Raporu 2015-16’da da belirtildiği gibi, veliler özel okulöncesi kurumlarını gittikçe daha çok tercih ediyorlar. Örneğin, 2015-16 yılında özel anaokullarındaki öğrenci sayısı bir önceki yıla göre %20,3 oranında artarken, resmi anaokuluna kayıtlı öğrenci sayısı sadece %8,9 oranında arttı.

Grafik 2: Okulöncesi Eğitimde Öğrencilerin Kurumlara Göre Dağılımı, 2015-16

grafik 2Not: MEB (2016) verileri kullanılarak ERG tarafından hesaplanmıştır.

Geçtiğimiz yıl ilk defa toplum temelli erken çocukluk kurumları örgün eğitim istatistiklerine dahil edildi. Sayısı 692 olarak belirtilen bu kurumlar, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı 4-6 yaş kurslar ile belediyelerce ve derneklerce açılan kreşleri kapsıyor. 2015-16 eğitim-öğretim yılında toplum temelli kurumlarda okulöncesi eğitim alan çocukların oranı %1,7’ydi. Bu oranın önümüzdeki yıllarda artmasını bekliyoruz. Bu kurumlarda sunulan servisler hakkında fazla bir bilgimiz yok ancak özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurslarında sunulan hizmetlerin çocuk gelişimi ve çocukların din ve inanç özgürlüğü bakımından değerlendirilmesi gerek. Geçtiğimiz yıl sık sık medyada yer alan “sıbyan mektepleri” hakkında da yeterince bilgiye sahip değiliz. MEB’e bağlı olmayan bu kayıt dışı okulöncesi kurumların ne kadar yaygın olduğu ve sundukları hizmetlerin çocuklara etkisinin derinlikli olarak incelenmesi lazım.

EÇE zorunlu eğitime dahil edilirken…

Çeşitli akademik çalışmalardan ve raporlardan erken çocukluk eğitiminin akademik ve bireysel gelişim için çok önemli olduğunu biliyoruz. Bu dönemde çocukların gelişimine yapılan yatırımların getirisi oldukça yüksek: Uzmanların hesaplarına göre, erken çocukluk döneminde çocuklara yapılan 1 TL gelecekte 7 TL olarak geri dönüyor. MEB’in EÇE’yi zorunlu eğitim kapsamına alması hem çocukların gelişimin desteklenmesi hem de eğitimde yer alan eşitsizliklerin azaltılması adına çok olumlu bir gelişme. Ancak, geçiş sürecinde dikkat edilmesi gereken konular var:

?    Erişim zorlukları ve kurumların ücretli olması çocukların okul öncesi eğitimden yararlanmalarının önündeki en büyük engeller. Özellikle yoksul ailelerin çocuklarının okulöncesi eğitime erişimini sağlamak için velilerden katkı payı alınmasına son verilmesi lazım.

?    2015’te merkezi yönetim eğitim harcamalarının sadece %1,1’i okulöncesi eğitim hizmetlerine ayrılmıştı. Okulöncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamına alınması hedefinin gerçekleşmesi için bu kademede yapılan harcamaların artması gerekiyor.

?    Zorunlu okulöncesi eğitime geçiş sürecinde en dezavantajlı gruplara öncelik verilmeli ve geçiş süreci çocuk odaklı bir yaklaşımla desteklenmeli.

?    Sürece aileler de dahil edilerek, eğitim kurumları  ve aileler arasında çift yönlü bilgi alışverişi sağlanmalı.

?    Süreç sırasında eğitimin niteliğinden ödün verilmemeli.

Türkiye’deki bütün çocukların nitelikli EÇE hizmetlerinden yararlanabilmesinin sadece gelecek nesillerin bireysel gelişimlerini desteklemek için değil aynı zamanda Türkiye’nin kalkınması için de çok önemli olduğunu unutmamak gerekiyor.

Dr. Aysel Madra

Eğitim Reformu Girişimi (ERG) 

 

Fotoğraf: ANADOLU AJANSI

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!