TRENDLER
Aydan Bayır
Aydan Bayır Boğaziçi Üniversitesi Felsefe ve East London Üniversitesi Uygulamalı Pozitif Psikoloji

Bireylerin ve toplumların mutluluk ve başarılarını optimum düzeye getirebilmek için bilimsel çalışmalar yürüten pozitif psikoloji alanında uzmanlaştı. Lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden aldıktan sonra, East London Üniversitesi'nde Uygulamalı Pozitif Psikoloji alanında yüksek lisansını yüksek onur derecesi ile tamamladı. Ayrıca İsveç, Hollanda, İrlanda ve İngiltere'de şefkat odaklı terapi(CFT), öz-şefkat(self-compassion), bilinçli farkındalık(mindfulness) ve şefkatli liderlik (compassionate leadership) üzerine eğitimler aldı. Boğaziçi Üniversitesi ve Koç Üniversitesi Rehberlik Birimi bünyesinde düzenlediği uzun dönemli atölyelerde öğrencilerle öz-şefkat ve farkındalık üzerine çalıştı. Şimdi ise çeşitli eğitim platformlardaki atölyeleri aracılığıyla yetişkinlerle buluşuyor.

TÜM YAZILARI

Umutlu Bir Proje: Şefkatli Okullar

Görüntülenme 228

0
Umutlu Bir Proje: Şefkatli Okullar

“Okullarda bizim öğrendiğimiz en önemli şey, en önemli şeylerin okullarda öğrenilemeyeceği gerçeğidir,” diyor 21.yüzyıl edebiyatının dehalarından Haruki Murakami Koşmasaydım Yazamazdım isimli kişisel denemesinde. Bu satırları ilk kez okuduğumda cümlenin sadeliği ve edebi derinliği aynı potada eritebilmesinden mi yoksa -ne yazık ki- benim deneyimlerimi doğruluyor olmasından mı daha çok etkiledim bilmiyorum. Sözcüklerin üzerimdeki efsunlu tesiri dağıldıktan sonra ise yerini bir çok soru aldı; Hakikaten en önemli şeyler okullarda neden öğretilmez? Öyleyse okul neden vardır? Okulda öğretilen şeyler önemsiz mi yoksa hayatla bağlantılarının zayıflıkları mı onları önemsizleştiriyor?

Küçükken felsefi soruları savruşturulan çocuklar mutluluk, iyilikseverlik, sahicilik, farkındalık, şefkat, iyimserlik gibi erdemler üzerine ne zaman düşünecekler? Bu kavramlar okullarda tartışılmayacaksa, yaşatılmayacaksa ve öğrenilmesi için gerekli koşullar oluşturulmayacaksa hayatlarını hangi temele oturtuyor olacaklar? Ya da herhangi bir temele oturtmuş sayılacaklar mı? Peki bu çocuk yetişkin olduğunda ve çocukluğunda en derinlere itmesi istenen sorular zihninden yeniden sızıp kurduğu temelsiz yapıda bir deprem etkisi yarattığında yolunu nasıl çizecek? 

Bu kitabı iki sene evvel okumuş olmama rağmen yukarıda sıralanan soruların cevaplarını bulup, bu dosyayı kapatma yolunu seçmememin beni daha yaratıcı ve üretken kılacağını düşünmüştüm. Sanırım bu yazı da bu fikrin uzantısı. Bu soruları hepimiz kendimize sorabilir ve onların varlığı üzerine düşünmek bizi rahatsız etmeyene dek iyi modelleri araştırma yolunda kendimizi teşvik edebiliriz. 

Şefkatli Okullar Projesi nedir?

Örneğin Amerika’da bulunan Virginia Üniversitesi tarafından 2014 yılında hayata geçirilen “Compassionate Schools Project” (Şefkatli Okullar Projesi) bu örnek modellerden birisi olarak kabul edilebilir. Her ne kadar Amerikan eğitim sistemi, İskandinav ülkelerinin eğitim anlayışıyla karşılaştırdığımızda akademik ve duygusal verimi sorgulanacak bir pozisyonda olsa da bu projeyi bir istisna olarak değerlendirebilmek mümkün. Zira Compassionate Schools Project Danışma Kurulu Richard Davidson, Daniel Goleman, James Doty gibi global arenada duygusal zekanın babaları olarak nitelendirilebilecek isimlerden oluşuyor ve Amerika’nın pek de alışık olmadığı bir yaklaşım uygulanıyor. Dört sene önce ilk pilot okul olarak Jefferson County Devlet Okulları’nda başlatılan projenin 2019 – 2020 eğitim yılında tamamlanması, bu süreçte 50 pilot okulun ve toplamda 20.000 öğrencinin şefkatli eğitim sisteminden geçmiş olması planlanıyor. Proje müfredatının bel kemiğini ise dört ilke oluşturuyor:

  • Öğrencilerin stresini azaltmak ve kişisel farkındalıklarını artırmak için mindfulness’ı öğretmek
  • Fiziksel ve psikolojik sürdürülebilir sağlık için öğrenciye doğru beslenme bilgisi vermek
  • Öğrencinin olumsuz durumlar karşısında ruhsal esneklik kazanmasını sağlamak ve sağlıklı bir bedene sahip olabilmesi için sporu teşvik etmek
  • Öğrencinin iyi ilişkiler kurabilmesi için sosyal ve duygusal yeterlilikleri geliştirmesinin yollarını göstermek

Müfredat eğitmenler, bilim adamları, uygulayıcılar tarafından güncel bilimsel araştırmalar ışığında belirleniyor. Şu zamana dek elde edilen bulgular ise duygusal yetkinlik ve akademik beceriler açısından umut vadedici; okul içinde ve evdeki ilişkilerde daha barışcıl ve şefkatli bir yaklaşım, zorlayıcı duygularla daha kolay iletişim, daha az stres, daha fazla okul başarısı. Bu proje bir manada son döneme kadar entellektüel gelişimi tek boyutlu algılayan Amerikan sisteminin değişime açık hale gelmeye başladığını ve akademik başarı ile psiko-sosyal gelişimin aynı çarkın dişlileri olduğunu fark ettiğini de ortaya koyuyor.

Gelelim bizim ülkemize; ismi Şefkatli Okul Projesi olmasa da temelde aynı değerleri yaşatan, karekter eğitimini öğrenciye yaklaşımının tam kalbine yerleştirmiş olan ve sayılarının artmasını dilediğimiz nice öğretmenlerimiz, okullarımız var. Aslında mindfulness’ı (farkındalık), bir öğretmenin öğrencisini dikkatle dinlemesinden; empatiyi, duygularını ifade eden bir çocuğu cesaretlendiren bir öğretmenden; iyilikseverliği, bir okulun beraberce beslediği sokak köpeğine sunulan yönetimin tavrından öğrenmek mümkün olamaz mı? Uzak diyarların ilham veren uygulamaları, kendi imzamızla adım adım hayata geçirildiğinde okullarımızın iklimini olumlu anlamda değiştiremez mi? Sanıyorum bu soruların cevabı yazının başındaki sorulardan çok daha hızlı verilebilir: Evet, tüm bunlar mümkün olabilir ve en önemli şeyler okullarda öğretilebilir. 

 

Referanslar

1-Murakami, Haruki (2013) Koşmasaydım Yazamazdım, Doğan Kitap

2-https://www.compassionschools.org

 

Aydan Bayır Toper

Pozitif Psikoloji Uzmanı- Eğitmen

www.aydanbayir.com

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!