TRENDLER
Fethiye Şenel
Fethiye Şenel

TÜM YAZILARI

“Üstün” Kelimesinden Korkmalı Mıyım?

Görüntülenme 234

0
“Üstün” Kelimesinden Korkmalı Mıyım?

Henüz altı yaşındayken Joshua Julliard’da müzik öğrencisiydi. İlk sahne deneyimi New York Yaylı Çalgılar Orkestrası ile birlikte sergilediği Haydn’ın D-Majör piyano konçertosu idi. Fakat bunun bir önemi yoktu. Birinci sınıftayken arkadaşları ile birlikte müzik dersinde ritm tutmak için ellerini çırpmak zorundaydı.

Jan ve Bob Davidson& Laura Vanderkam

                                                                   (Genius denies: How to stop wasting our brightest young minds)

Sizce New York Yaylı Çalgılar Orkestrası ile muhteşem bir konserin ertesinde sınıf arkadaşları ile el çırpmak yeterince tatmin etmiş midir bu müzik dehasını? Gururla annesine, “Bugün el çırptım arkadaşlarımla” demiş midir? Tıpkı bu örnekteki gibi üç yaşında ve belki daha küçükken kendi kendine okuma – yazma öğrenen ama birinci sınıfta akranlarıyla ses ve heceleme çalışması yapmak zorunda olan çok sayıda öğrenciye tanık oluyoruz. Okulların pek çoğunun,“Çocuğunuza zamanında önce okuma ve aritmetik becerisi öğretmeyiniz” uyarıları kulağımızı aşındırmaya devam ediyor. Elbette okul öncesi dönemde temel yaşamsal beceriler yanında çocuklar için oyun herşeyden önemlidir ve oldukça da öğretici olabilir, ama istesek de istemesek de akacak kanın damarda durmayacağı gerçeğini de aklımızdan çıkarmasak iyi olur.

Eğitimci olarak sınıfınızda bulunan üstün zekalı öğrenciler sizi rahatsız ediyor mu? Bu öğrencilerin doğru bir şekilde nasıl tespit edilebileceği konusunda endişeli misiniz? Yoksa “Onun neresi zeki, neresi üstün ki? Daha yerinde oturup dersi bile dinleyemiyor, aldığı notlara bakar mısınız?” diyen düşünceler içerisinde misiniz? Çocuğunuzun doğduğu andan itibaren farklı gelişen bir çocuk olduğuna şahit oluyorsunuz ama bunu dile getirmekten korkuyor musunuz? Akranları emeklemeye çalışırken, onun yürüdüğünü, konuştuğunu görmek; küçüçük yaşta bile espriler yapması sizin koltuklarınızın kabarmasını sağlarken içten içe de bu çocukla ilgili belirsizlikten ve nasıl eğitim alacağı konusundaki endişelerden kurtulamıyor musunuz? Üstün zekalı çocuklar ile ilgili Türkiye’de ve dünyada neler yapılıyor ve neler yapılmalı gibi sorular için tatmin edici cevaplar arayışı içinde misiniz? Aileler ve eğitimciler olarak biz tüm bu olan bitenin neresindeyiz? Karanlıkta el yordamıyla yolumuzu mu bulmaya çalışıyoruz, yoksa gereken desteği ve rehberliği alabiliyor muyuz? Tüm bunlar bizleri zaman zaman meraklandırıp içten içe ürkütse de elbette her biri haklı olarak ayrı ayrı cevaplanması gereken sorular. Ancak her sorunun cevabını tek bir seferde vermek ise ne yazık ki mümkün değil.

Şimdiye kadar çalıştığım okullarda ve özel danışmanlık merkezlerinde yaptığım bireysel ve grup çalışmalarında bu işin aslında bir ekip işi olduğu, herkesin elini taşın altına koyması gerektiği ile ilgili düşüncelerim, edindiğim tecrübelerle de desteklendi. Bireysel çabalarla bile bu kadar fark yaratılabiliyorsa, sistematik bir şekilde eğitim politakalarının üstün zekalı çocuklar için de cesurca ele alınmasının en doğru yaklaşım olacağına inanıyorum. Bu çocukların en basit deyişle anlaşılabildiklerini görmelerinin ve kendilerini saklamak için maskeler taşımalarına gerek olmadığını bilmelerinin dahi son derece önemli bir gelişim olduğu kanısındayım.

“Üstün” sözcüğü doğru yaklaşıldığında tüm dünyayı olumlu yönde değiştirebilecek bir olguyken, şimdiye kadar dünyaca kabul edilmiş ve literatüre girmiş olan bu sözcüğü, bizim ülkemizde hala neden korkarak telaffuz etmemiz gerektiğini yıllarca kendime sorup durdum. Artık bazı çocukların “üstün zekalı veya yetenekli” olduğunu itiraf etmek, doğru tanımlama yapmak ve şimdiye kadar “nasıl olsa onlar kendi başlarının çaresine bakabilirler” mantığıyla hep arka planda kalan bu çocukların, farklı eğitimsel ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini idrak etmek zorundayız.

Üstün zekalı ve yetenekli öğrenciler, toplumları ve insanlığı mevcut durumdan daha ileri bir seviyeye taşıma potansiyeline sahiptirler. Sanatta, bilimde, sporda ve siyasette iyi eğitim almış, keskin adalet duyguları olan ve duygusal hassasiyete sahip üstün yetenekli liderler ile dünya daha iyi bir yer olma yolunda olumlu anlamda gelişim gösterecek ve bu liderler sayesinde bitirmekte ısrarcı olduğumuz doğal kaynakların doğru kullanımının dengelenmesinde önemli adımlar atılacaktır. Dünya için böylesi olumlu etkileri olabilecek bu üstün zekalı bireyler doğru yönlendirilmedikleri ve eğitilmedikleri takdirde aynı oranda tehdit oluşturabilecek potansiyele de sahiptirler. Görüldüğü gibi üstün zekalı çocuklar için sarf edeceğimiz emek ve yapacağımız yatırım sadece o çocuğa karşı değil, tüm dünyaya karşı sorumluluğumuzdur.

Her ne kadar eğitim sistemi içerisinde, özellikle ülkemizde, sadece minik kıpırdanmalardan ibaret olan üstün zekalı çocukların eğitimi ile ilgili yapılan çalışmalar yetersiz olsa da, uzun yıllar sonra bir başlangıç olması da sevindirici elbette. (Bazı özel merkezler, bazı okulların eğitim programları ve Bilsem gibi) Uzun yıllar sonra diyorum, zira Osmanlı Devleti’nin gücünü korumak ve Osmanlı Devleti için nitelikli yönetici yetiştirmek amacıyla üstün yeteneklilere eğitim hakkı sunan Enderun Mektebi’nin aslında tarihimizde bilinen ilk üstün zekalılar eğitim programı olduğunu da anımsatmak da fayda var. Amerika, Kanada, İsrail, Rusya gibi üstün zekalılar konusunda çok uzun senelerdir başarılı adımlar atan ülkeler dışında, günümüzde daha pek çok ülkede de üstün yetekli çocuklar için farklı eğitim programları uygulanmaktadır.

Her bir çocuk kendi gelişim özellikleri ve biricikliğiyle var olan potansiyelini en yüksek seviyeye taşıyabilme hakkına sahiptir. Tüm dünya ve güzel ülkemiz için mevcut kaynakları doğru kullanmanın umudu içerisinde bugünkü yazımı bitiriyorum. Takip eden yazılarımda tek tek yukarıdaki soruların cevabına değineceğim.

Fethiye Şenel

 

 

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!