Varlıklı Ailelerin Çocukları Marşmelov Testinde Neden Bu Kadar Başarılı?

0
22791

Dünyanın en ünlü sosyal bilim araştırmalarından biri olan “Marşmelov Testi”nde çocuğun önüne bir marşmelov koyarsınız, bunu yemeden on beş dakika bekleyebilirse ikinci marşmelovu alabileceğini söyler, odadan ayrılırsınız. Kazancını iki katına çıkaracak kadar sabırlı olup olmaması, gelecekte ona hem eğitim hem de iş hayatında fayda sağlayacak bir irade gücüne sahip olup olmadığının göstergesi kabul edilir. Testi geçmek, birçok kişi tarafından başarılı bir geleceğin işareti olarak görülür.

Ancak, yakın zamanda yayınlanan yeni bir çalışma, bu anlayışa dair şüpheler oluşmasına yol açtı. Araştırmacılar – New York Üniversitesi’nden Tyler Watts ve California, Irvine Üniversitesi’nden Greg Duncan ile Hoanan Quan – 1960’larda Stanford Üniversitesi psikoloğu Walter Mischel tarafından geliştirilen klasik marşmelov testini yeniden düzenlediler. Mischel ve meslektaşları testi uygulamış, ardından katılımcı çocukların hayatlarına nasıl devam ettiklerini takip etmişlerdi. Sonuçlar, 1990 yılındaki bir çalışmalarında yayınlandı ve araştırmacı ekip, hazzı ertelemenin standart test puanlarına etkisi de dahil olmak üzere çok büyük faydalar sağladığını ileri sürdü.  

Marşmelov Testi’nin sonuçları yanıltıcı!

Watts ve meslektaşları ise bu bulgulara karşı şüpheci bir yaklaşıma sahiptiler. Sonuçlar, 90’dan daha az çocuğun katılımıyla gerçekleştirilmiş çalışmalara dayanıyordu ve hepsi de Stanford kampüsünde bulunan anaokuluna gidiyorlardı. Bu sebeple, Watts ve meslektaşları deneyi yeniden düzenlerken bazı önemli değişiklikler yaptılar: Araştırmacılar bu sefer çok daha büyük bir çocuk topluluğu üzerinde çalıştı – 900’den fazla – ve çocuklar ırk, etnik köken ve ebeveyn eğitimi açısından genel nüfusu daha iyi temsil ediyordu. Araştırmacılar ayrıca, testlerin sonuçlarını analiz ederken, çocukların hazzı erteleme becerilerini ve uzun vadeli başarı seviyelerini açıklayabilecek bazı belirli faktörleri – yaşadıkları evin geliri gibi – de dikkate aldılar.  

Nihayetinde, bu yeni araştırma hazzı ertelemenin daha iyi sonuçlara yol açabileceği fikrini desteklemiyor. Bunun yerine, ikinci marşmelov için bekleme kapasitesinin büyük ölçüde çocuğun sosyal ve ekonomik kökeni tarafından şekillendiğini ve çocukların uzun vadeli başarı seviyelerini hazzı erteleme becerisinin değil, bu sosyal ve ekonomik kökenin belirlediğini öne sürüyor.

Marşmelov testi, son zamanlarda daha yakın inceleme sonucu başarısız olduğu anlaşılan tek deneysel çalışma değil. Bazı akademisyenler ve gazeteciler, psikoloji biliminin bir “tekrar krizi”nin ortasında olduğunu söyleyecek kadar ileri gitmiş durumda. Özellikle de, bu yazının konusu olan yeni çalışma gösteriyor ki, eski varsayımların doğrulanamaması çok önemli bir gerçeğe işaret ediyor: Yaşam koşulları çocukların hayatını şekillendirmede, Mischel ve meslektaşlarının düşündüğünden çok daha fazla büyük bir rol oynuyor.

Yoksul çocuklar ikinci marşmelovu neden bekleyemiyor?

Bu yeni araştırma, anneleri üniversite mezunu olan çocuklar arasında ikinci marşmelovu bekleyenlerin, uzun vadede standart test puanları ve davranış raporları açısından ikinciyi beklemeden ilk marşmelovu yiyen çocuklardan daha başarılı olmadığını buldu. Buna benzer olarak, aile geliri ve 3 yaş dönemindeki ev ortamı gibi diğer faktörler göz önünde bulundurulduğunda (bu faktörler çocukların evlerindeki kitap sayıları ve annelerinin araştırma boyunca çocuklarıyla ne kadar ilgilendikleri gibi standart ölçülere göre değerlendirildi) anneleri üniversite mezunu olmayan çocukların arasında da ikinci marşmelovu bekleyenlerle beklemeyenlerin arasında önemli bir fark bulunmuyor. Bu çocuklar için kendini kontrol etme becerisi, tek başına ekonomik ve sosyal dezavantajların üstesinden gelmeye yetmiyor.

Marşmelov testinin tekrarlanması sonucu ortaya çıkan başarısızlığı, deneyin oluşturduğu anlayışı çürütmekten fazlasını yapıyor; yoksul çocukların ikinci marşmelovu bekleme eğilimlerinin neden daha düşük olduğuna dair başka muhtemel açıklamalar da sunuyor. Bu çocuklar için, günlük hayatın parçası olan çoğu şeyin garantisi yok. Bugün kilerde yiyecek var belki, ancak yarın olmayabilir. Bu yüzden onlar için beklemek, riskli bir eylem. Ebeveynleri onlara belli yiyeceklerden daha fazla satın alacakları sözünü verseler dahi, bazen bu sözü maddi zorunluluklardan ötürü tutamıyorlar.

Yoksul çocuklar için durum böyleyken, daha iyi eğitimli ve daha fazla para kazanan aile evlerinden gelen çocuklar için hazzı ertelemek genel olarak daha kolay: Şu zamana kadarki deneyimleri, yetişkinlerin evdeki kileri sürekli dolu tutabilecek kaynaklara ve maddi imkanlara sahip olduğunu hatırlatıyor onlara. Bu çocuklar hazzı ertelemeyip ilk marşmelovu yeseler bile en sonunda işlerin yoluna gireceğine inanıyorlar, çünkü, şimdi ikinci marşmelovu alamasalar bile daha sonra ebeveynlerinin onlara dondurma alacağını biliyorlar.

Marşmelov Testi’nin sınıfsal boyutu

Marşmelov testinin sınıfsal boyutuna ışık tutan başka birçok araştırma mevcut. Harvard Üniversitesi’nden ekonomist Sendhil Mullainaithan ile Princeton Üniversitesi’nden davranış bilimcisi Eldar Shafir, 2013 yılında yoksulluğun insanları uzun vadeli ödüller yerine kısa vadeli ödülleri tercih etmeye nasıl yönlendirebileceğini ayrıntılı olarak anlattılar. Görünen o ki, yeterli kaynağa sahip olmamak, insanların şu anda ulaşılabilir olan şeyler ile ilgili düşünme biçimlerini değiştirebilir. Başka bir deyişle, bir çocuk önündeki marşmelovun kaybolabileceğinden şüphe duyuyorsa, ikinci bir marşmelov onun için pek bir şey ifade etmez.

Bazı sosyolojik araştırmalar da aydınlatıcı olabilir. Örneğin, Nevada, Las Vegas Üniversitesi’nden sosyolog Ranita Ray yeni yayınlanan kitabında, yoksulluk içinde büyüyen çok sayıda gencin kendilerini ve ailelerini geçindirmek için düşük ücretli işlerde uzun saatler boyunca çalışmak zorunda kaldıklarından bahsediyor. Ancak yine de, bazen yiyecek alacak paraları olmamasına rağmen gençler, maaş günü tüm paralarını McDonald’s’dan yemek yemeye ya da yeni kıyafetler veya saç boyası almaya harcıyorlar. Bu duruma benzer olarak, Indiana Üniversitesi’nden sosyolog Brea Perry ile birlikte yaptığımız araştırmada, düşük gelirli ebeveynlerin çocuklarının tatlı yeme taleplerine varlıklı ebeveynlere oranla daha fazla razı geldiklerini bulduk.  

Bu bulgular, varlıklı ailelerin çocuklarını daha büyük ödüller için bekleyecek şekilde yetiştirdiği, ancak daha yoksul ebeveynlerin fırsat buldukça çocuklarını şımartma eğiliminde oldukları düşüncesine işaret ediyor. Saç boyası ve tatlılar önemsiz gibi gözükebilir, ancak genelde yoksul ailelerin karşılayabildiği tek “zenginlikler” bunlardır… Ve yoksul çocuklar için, özellikle de yarın daha fazla neşeye sahip olacaklarının garantisi yoksa, ufak bir marşmelovun tadına varmak hayatı daha yaşanabilir kılar.

Kaynak: https://www.theatlantic.com/family/archive/2018/06/marshmallow-test/561779/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here