TRENDLER

Yanlış Bir Soru: Ekran Zamanı Ne Kadar Olmalı?

Görüntülenme 96

0
Yanlış Bir Soru: Ekran Zamanı Ne Kadar Olmalı?

2016’nın sonunda kendimi zihinsel olarak tamamen tükenmiş hissediyor, düşüncelerimi bir araya getiremiyor ya da özgün bir fikir ortaya koyamıyordum. İlham gelir umuduyla ya da belki sadece yapmam gereken şeyleri erteleme güdüsüyle,  sosyal medya hesaplarıma düşen paylaşımlara göz gezdirdikçe içimi bir sıkıntı kapladı. Ekrandan uzaklaşmam gerekiyordu.

Çocuk doktorları, psikologlar, nörologlar bizi elektronik cihazlarımızla sürekli etkileşim halinde bulunmamızdan kaynaklanan, zihinlerimizin sürekli olarak uyarılması halinin olumsuz sonuçları olabileceği konusunda uyarıyor. Sürekli ekran başında olduğum süre içinde sadece durup düşünmesi için beynime dinlenebileceği bir zaman tanımadığım için en basit zihinsel işlemleri bile yürütemediğimi hissettim. Ya yaratıcı düşünme sürecimi baltaladığı için teknolojiyi ya da kolay yolu seçip, beynimi sürekli uyarılmış halde tutmak için bilgisayar başından kalkmadığım için kendimi suçlayabilirdim. Ben kendimi suçlamayı seçtiysem de, ekran başında geçirilen zaman söz konusu olduğunda teknolojinin suçlanmasını destekleyenler hiç az değil.

Mobil cihazlar çok ciddi dikkat dağıtma potansiyeline sahip olmakla birlikte, öğrenme konusunda muhteşem fırsatlar sunuyor. Sağladığı sosyal etkileşim olanakları, içinde bulunduğumuz topluluklarda daha güçlü bağlar kurmamızı sağlayabiliyor ya da tam tersine, ekran gerisinde gizlenerek ilişkilerimizi mahvedebiliyoruz. Üçlü Odak: Eğitimde Yeni Bir Yaklaşım kitabının yazarları Daniel Goleman ve Peter Senge, kitaplarında, internete bağlı cihazların gittikçe daha da yaygınlaştığı toplumlarda var olabilmek gerekli için üç temel beceriyi tanımlıyorlar: Kendimize odaklanmak, başkalarını dinlemek ve daha geniş bir dünyayı kavramak. Yazarlar bu kavramları daha geniş bir sosyal ve duygusal öğrenme alanına uygulasalar da aynı şeyler, öğrencilerimizin ya da çocuklarımızın ekran zamanları için de düşünülebilir.

İçerideki odak

Teknoloji ve mobil cihazlar öğrencilerin bilgiye çok yaygın bir şekilde ulaşmasını sağlarken dikkatlerini de sınırsız bir şekilde dağıtıyor. Buradaki zorluk, onlara kendinin farkında olmayı ve kendini idare etmeyi öğretmekte yatıyor. Öğrencilerimiz ellerindeki bu cihazları nasıl kontrol edebileceklerini biliyorlar mı? Belli bir konuya odaklanmaya devam etmek ve beyinlerinin çevrelerindeki bağlamla ilgili çalışmasını sağlamak için ne yapmaları gerektiğini biliyorlar mı?

Bir grup ortaokul öğretmeni olarak katıldığımız bir iPad atölye çalışmasında, iPad’in, Rehberli Erişim ya da Rahatsız Etmeyin gibi özellikleri olduğunu keşfettik. Bu özellikler sayesinde, kendinizi idare etmek için, cihazınızı tek bir uygulama çalışacak şekilde sınırlandırabiliyor ya da bildirimlerinizi sessize alabiliyorsunuz. Bu ayarlar, öğrencilerinizin dijital ortamlar üzerinde epey kontrol sahibi olabilecekleri anlamına geliyor. Hem teknolojiyi kullanıp hem de aktif bir şekilde düşünmeye devam etmelerini sağlayarak, öğrencilerimizin, cihazlarını bir kenara bıraktıklarında nasıl daha kolay öğrenebileceklerini görmelerine yardım etmiş oluruz.

Dışarıdaki odak

İki yıl önce bir üçüncü sınıf öğretmeni, öğrencilerine iPad verdikten sonra nasıl pişman olduğunu anlattığı bir yazı yayınlamıştı. Öğrencilerinin birbirleriyle ilgilenmek yerine kendilerini iPad’in parlak ekranına kaptırdıklarını görünce kararından derin bir pişmanlık duyduğunu anlatıyordu. Yazarlık ve editörlük dersleri veren bir profesör yazıya, “Yazıdaki bütün iPad’leri kitapla değiştirsek, öğretmenin yazısında belirttiği bütün endişe verici ve antisosyal davranışlar için ne düşünürdük?” diye bir cevap yazdı. Profesör, hem dijital hem de analog medyanın insanları sosyal davranıştan çok bireysel davranışlara yönlendirdiğini ve bizim öğrencilerimizde bu iki davranış şeklinin bir dengesini kurmaya çalışmamız gerektiğini öne sürüyordu.

Neticede, öğrencilerin hem fiziksel hem de dijital dünyada başkalarına uyum sağlayabilmeleri gerekir. Bir teknoloji eğitimi araştırmacısı olan Jordan Shapiro, “Bir Araştırmaya Göre Ekran Zamanı Çocuklarınız İçin İyi Olabilir” başlıklı makalesinde öğretmenlerle ebeveynlerin, ekran zamanını sınırlamaları gerektiğini düşündüklerini belirtiyor. Yetişkinler, öğrencilerin ekran başında geçirdiği zamanı kısıtlamak için filtrelerle ebeveyn kontrollerini kullanıyor ya da cihazları tamamen yasaklamaya kalkıyor. Ne var ki bunu yaptıklarında, farkına varmadan çocuklara, yetişkin olduklarında her şeye sınırsızca ve sorgulanmadan erişecekleri mesajını vermiş oluyorlar. Shapiro, öğrencilere ekran zamanlarıyla ilgili uygun davranışlar ve etkileşimler konusunda örnek olunması ve yapıcı bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğini söylüyor. Öğrencilerin kullandıkları cihazların koşullarını ve olanaklarını anlayabilmesi için çevrelerindeki yetişkinlerde olumlu sosyal davranışlar görmesi gerekir.

Diğer odaklar

Öğrencilerimizin kullandıkları cihazlarla ilgili olarak kendilerine odaklanmalarına yardımcı olmanın ve cihazları olumlu kullanmanın nasıl bir şey olacağını göstermenin ötesinde öğrencilerimizin cihazlarla etkileşimlerini algılama becerilerini de beslememiz gerekiyor. Ekran zamanı tartışmaları genellikle sadece ekran üzerine odaklanır. Ancak bu yaklaşım, öğrencilerin daha geniş bir sistem içindeki davranışlarını algılamalarına engel olabilir.

Sınıfta, öğrencilere, elektronik cihazlarını kullanma şekillerinin sınıf kültürünü nasıl etkilediğini sorduğunuzu düşünün. Sınıf nasıl ilkeler koyabilir? Öğrenciler ekranları işin içine katmak istedikleri ya da istemedikleri farklı bağlamları tanımlayabilirler mi? Sınıfın koyduğu kuralların ihlal edildiğini düşündüklerinde nasıl eyleme geçerler? Ortaya çıkabilecek yeni sorunlara çözüm bulmak için nasıl bir araya gelebilirler? Goleman ve Senge, öğrencilerin kendilerinin dışına çıkarak bu şekilde odaklanmayı başarabilmeleri için öğretmenlerin bu tür karar verme süreçlerini işletmeleri gerektiğini ileri sürüyor. Daha geniş bir sistemin farkına varmayı öğrendiklerinde öğrenciler hem fiziksel hem de dijital dünyadaki eylemlerinin etkileri ve sonuçlarını daha iyi kavramaya başlarlar.

Düşünme şeklimizi kendimize odaklanma, başkalarıyla uyum sağlama ve daha geniş bir dünyayı anlamak şeklinde kurarsak, meselenin öğrencilerin ekran başında ne kadar zaman geçirdiklerinden uzaklaşıp, öğrencilerin bu cihazları, birbiriyle iletişim halindeki global bir toplum içinde daha üretken bireyler olmak için nasıl kullanacaklarına nasıl kayacağını bir düşünün. Peki ya onlara cihazlarını kenara koymalarını söylemek yerine, bu cihazları kendilerini ve içinde yaşadıkları toplumu geliştirmek için nasıl kullanacaklarını sorarsak?

Kaynak: https://www.edutopia.org/article/reframing-debate-screen-time-beth-holland

Etiketler
Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!