Z Kuşağı Eğitimdeki Değişimi Nasıl Şekillendiriyor?

0
2747

Z kuşağı, resmi olarak üniversiteye giriş yaptı. Kendilerinden önceki Milenyum (Y) kuşağı gibi, Z kuşağı da yükseköğretimde öğrenme biçimini altüst ediyor. Ancak, bu farklar sadece teknolojiye olan bağlılığın ötesine geçiyor. Z kuşağı, öğrenme sürecine doğrudan ve yaparak/yaşayarak dahil olabilecekleri sosyal öğrenme ortamlarını benimseme eğilimi gösteriyor. Erişim engeli düşük ve sürekli ulaşılabilen isteğe bağlı hizmet beklentisine sahipler. Üniversite döneminin başından itibaren diğer kuşaklara göre daha kariyer odaklılar.

Barnes and Noble College tarafından yaşları 13-18 arası değişen 1,300 orta okul ve lise öğrencisi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, günümüz öğrencileri pasif öğreniciler olmayı reddediyorlar. Sınıfa gelip ders boyunca oturmak ve girecekleri sınavlar için ezberleyecekleri notlar almak onlara göre değil. Bunun yerine, derse tam anlamıyla katılmak ve öğrenme sürecinin aktif bir parçası haline gelmek istiyorlar.  

Z kuşağı öğrencileri, bütünüyle sürükleyici bir eğitim deneyimi fırsatına sahip olduklarında daha başarılı olma eğilimi gösteriyorlar ve hatta bu sürecin bir parçası olmanın getirdiği zorluklardan bile keyif alıyorlar. Yapılan bir ankette öğrencilerin yüzde 51’inin en iyi yaparak/uygulayarak öğrendiğini söylemesi ve yalnızca yüzde 12’sinin en iyi dinleyerek öğrendiğini belirtmesi bunu kanıtlar nitelikte. Aynı öğrenciler, sınıf tartışmalarını ve interaktif sınıf ortamlarını geleneksel öğretim yöntemlerine tercih ettiklerini de belirttiler.  

Dijital öğrenme araçlarını kullanmak istiyorlar

Ayrıca, işbirliğine dayalı bir öğrenme ortamına yönelik tercihler yalnızca birebir etkileşimlerle kısıtlı değil. Z kuşağı, kendi okul ortamlarının dışında bile Skype ya da online forumlar gibi dijital araçları kullanarak başka öğrenciler ile birlikte öğrenim görmekten son derece memnun.   

Dijital dünya ile iç içe bir nesil olan Z kuşağı, bu gibi dijital öğrenme araçlarının eğitimleri ile birleştirilmesi beklentisine sahip. Çünkü onlar için teknoloji, hayatlarının her alanı ile bütünleşmiş bir deneyim. Bu yüzden eğitimleri ile teknoloji arasındaki ilişkinin de bu şekilde olması gerektiğini düşünüyorlar. Akademik deneyimleri ile kişisel deneyimlerini aynı araçları kullanarak sorunsuz bir şekilde birleştirebiliyor olmaları gerektiğine inanıyorlar.

Ayrıca, bu öğrenme araçlarının isteğe bağlı ve kolay erişilebilir olmasını bekliyorlar. Onlar için, öğrenim yalnızca sınıfta gerçekleşen bir eylemden ibaret değil; her an her yerde gerçekleşebilecek bir şey.  

Z kuşağının diğer kuşaklardan farkı: Daha fazla bilgiye erişim

Ve son olarak, sınırsız yeni bilgiye erişim, daha özgüvenli ve kariyer odaklı bir nesil yarattı. Öyle ki, Z kuşağının yüzde 13’ü şimdiden kendi işine sahip. Birçoğu, üniversitelerini tasarlamaya büyük bir ilgi göstererek bu girişimci ruhu okul müfredatında değişiklikler yapmak için bile kullanıyor. Henüz bir işletme sahibi olmayanlar için, çözüm yolu erken hazırlıktan geçiyor. Lise öğrencilerinin neredeyse yarısı, üniversitede kredisi geçerli en az bir ders almaya başladı bile.

Bu değişimin bir bölümü, Z kuşağının kendinden önceki kuşaklara oranla daha fazla bilgiye erişimi olmasından kaynaklanıyor. Yükseköğretim görmeye başlamadan önce güncel olaylar, müzik, popüler kültür ve küresel trendler ile ilgili zaten yeterince bilgili hale gelmiş oluyorlar. İçinde yaşadıkları dünyanın son derece farkındalar ve bu dünyada sahip olacakları roller üzerine kafa yormaya başlamış durumdalar.

Z kuşağı, öğrenmenin nasıl gerçekleştiği üzerinde değişimlere öncülük ediyor. Yeni öğrenme araçları, öğretim tarzları ve sınırsız kaynak erişimi alanlarındaki yenilikler için itici güç konumundalar. Ve üniversitelerin, öğrencilerin kendi geleceklerinin yöneticileri oldukları öğrenci merkezli bir ortama dönüşme yolunda olduğunu kanıtlıyorlar.  

 

Kaynak: https://www.forbes.com/sites/sievakozinsky/2017/07/24/how-generation-z-is-shaping-the-change-in-education/#1807d3846520

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here