TRENDLER

Zorbalıkla İlgili 10 Gerçek

Görüntülenme 4205

0
Zorbalıkla İlgili 10 Gerçek

Amerika’da Hastalıkları Kontrol ve Engelleme Merkezleri tarafından gençlik davranışları üzerine yapılan en son çalışma, 2009 ve 2013 yılları arasında okulda lise öğrencileri arasındaki zorbalık olaylarının oranında bir değişiklik olmadığını gösterdi. Birleşik Devletler Eğitim Dairesi’ne göre 12-18 yaşları arasındaki öğrencilerin yüzde 22’sinin akranları tarafından zorbalığa uğruyor.

Zorbalık üzerine yapılan araştırmalar şu sonuçları ortaya koyuyor:

Çocukların çoğu zorbalık yapmıyor, zorbalıktan hoşlanmıyor ve zorbalığa uğrayanlar adına kendilerini kötü hissediyor. Olweus Zorbalığı Önleme Programı, çocukların büyük bir kısmının diğer çocuklara karşı zorbalık yapmadığını ya da kendilerinin zorbalığa uğramadığını ortaya koyuyor. Programın 2012-2013 yılları arasında, bin okuldan 300.000 öğrenciyle yaptığı araştırma, üçüncüyle 12. sınıf arasındaki öğrencilerin %80’inin hiç zorbalığa uğramadığını gösterdi. Olweus araştırması aynı zamanda öğrencilerin büyük bir kısmının zorbalığı onaylamadığını ve kurbana yakınlık duyduklarını ortaya koydu. Rapora göre, “Bütün sınıf seviyelerinde, kızların % 90’ından ve erkeklerin %74’ünden fazlası zorbalığa uğrayan öğrenciler için üzülüyor.”

Çocuklar hakimiyet kurmak ve sosyal konumlarını güçlendirmek için zorbalık yapıyor. Çocuklar akranları arasındaki yerlerini sağlama almak ya da biraz daha yukarı çıkmak için başkalarına sataşma yolunu seçiyorlar. 2011 yılında okullardaki sosyal ağlar bağlamında zorbalık üzerine çalışan Robert Faris ve Diane Felmlee’nin ifadesiyle, “saldırganlık, statüye has bir özelliktir ve sosyal hiyerarşinin zirvesine ulaşıncaya kadar akran statüsünde artışlarla devam eder.” Tek ebeveynle yaşayan ya da anne babaları daha az eğitimli olan çocukların zorbalığa yatkınlığı, anne babaları evli ve eğitimli olan çocuklara göre daha fazla değil. Aynı şekilde Afro Amerikan ya da diğer azınlıklara mensup çocuklar beyazlara göre daha fazla zorbalık yapmıyor. Faris ve Felmlee, “Kişisel yetersizliklerin rolü fazla abartılıyor ve statü edinme çabası saldırgan davranışları daha fazla tetikliyor” diyor. Zorbaların parçalanmış ailelerden ya da toplumun dışlanmış kesimlerinden geldiği düşüncesi ise sadece bir mit.

1825333408_d7d6a6c490_zYetişkinlerin zorbalık olarak gördüğü şeyi çocuklar drama olarak görüyor. Ortalama büyüklükte ve başarılı sayılabilecek bir devlet lisesinin popüler öğrencisi, “Okulumuzda tek bir zorbalık yaşandığını düşünemiyorum” diyor. Öğrencinin akranları arasında bir saldırganlık görmemesinin nedeni gerçeklerden ziyade terminolojiyle ilgili olabilir. Zorbalık üzerine yazılar yazan Jim Dillon, “Öğrenciler tanık oldukları konuşmaları ya da eylemleri zorbalık olarak görmüyor olabilirler” diyor. Olweus araştırmasına göre, zorbalığın en çok rastlanan üç türü olan sözle tacizi, dışlamayı ve hakkında dedikodu yaymayı çocuklar normal ve aslında zararsız davranışlar olarak görebiliyor. Yetişkinler zorbalık konusunda endişelenip “sıfır tolerans” ve yasal cezalar gibi önlemlere kadar gittikçe çocuklar kendi aralarında daha zorbalık örneği görüyorlar. Genellikle daha başarılı çocukların zayıf akranlarına karşı sergilediği, kaşını kaldırma ya da dudak bükme gibi sinsi ve belirsiz sosyal saldırganlıklar daha yaygın olsa bile, “zorba” sözcüğü, aşırı derecede saldırgan davranışlar sergileyen “kötü” çocukları ifade etmek için kullanılıyor.

Sanal zorbalık aslında sadece sınıfta, koridorda ve yemekhanede yaşananların uzantısıdır. Çocukların internet üzerinden, akranlarının isimsiz saldırılarıyla karşılaşması onlar açısından duygusal olarak okul koridorunda ya da spor salonunda dışlanmak kadar yıkıcıdır. Ama uzmanlar sosyal medyadaki zalim davranışların aslında çocukların, yetişkinlerin arkasından neler yapabildiklerini gösterdiğini belirtiyor. Sanal Zorbalık ve Sanal Tehditler: İnternet Üzerinden Saldırganlık, Tehdit ve Baskılara Tepki Gösterme adlı kitabın yazarı Nancy Willard, “Eğer bu internet üzerinde oluyorsa okulda kesinlikle oluyordur” diyor. Yani, sosyal medyadaki yakışıksız paylaşımlar aslında çocukların zaten peşinde oldukları hedeflerine karşı düşmanlık göstermelerinin ya da okulda kendilerine saldıranlardan öç almalarının bir başka yolu sadece. Sosyal medya üzerinden saldırılar farkına varmadan, okuldaki zorbalığın somut kanıtını oluşturuyor.

Çocuklar kendi durumlarını tehlikeye atmak istemedikleri, ellerinde uygun araçlar olmadığı ya da işe yaramayacağını düşündüğü için zorbalığa müdahale etmiyorlar. Ergenler sosyal konumlarını çok ciddiye alırlar ve bu hassas konumlarını tehlikeye atacak her şeyden kaçınırlar. Görece zayıf bir çocuğu daha popüler bir akranına karşı korumaya çalışan bir çocuğun konumu da tehlikeye girebilir. Aynı şekilde, zorbalığa tanık olan çocuk zorbalığı yapanı hedef alınan çocuğa tercih edebilir; sosyal bir bakış açısıyla, tanık olan çocuğun okulun arkadaşını cezalandırmasına yardım etmesi pek mantıklı olmayabilir. Ayrıca öğrenciler, zorbalığa tanık olduklarında buna kendilerine doğru ters tepmeyecek şekilde nasıl müdahale edebilecekleri konusunda çok az eğitim alıyorlar. Dillon, “Öğrencilerden zorbalığa tanık olduklarında güçlü ve sorumluluk sahibi bireyler olarak davranmalarını istemek, onlardan, yönerge, rehberlik ve pratik fırsatı olmaksızın iyi okurlar ya da sürücüler olmalarını istemekten farksızdır” diyor.3531445744_ff195f5651_z

Zorbalığa uğrayan çocuklar onlara zorbalık yapanları söylemezler çünkü bunun bir şeyi değiştirmeyeceğini düşünürler. Olweus vakfının araştırmasına göre kız lise öğrencilerinin sadece yüzde onu, erkek lise öğrencilerinin sadece yüzde on beşi, zorbalığa maruz kaldıklarını öğretmenlerine ya da okuldaki başka bir yetişkine söylüyor. Bu durum, araştırmanın başka bir bulgusuyla açıklanabilir: Araştırmaya katılan lise öğrencilerinin neredeyse yarıdan fazlası, okuldaki yetişkinlerin zorba davranışları önlemek için “hemen hemen hiçbir şey” yapmadığını ya da “çok az şey” yaptığını söylemişti.

Zorbalığın yaygınlaştığına dair felaket tellallığı yapmak yanlış yönlendirici, yabancılaştırıcı ve potansiyel olarak tehlikeli bir rol oynuyor. Bütün öğrenciler, zorbalığın üstesinden gelinmesi gereken yaygın bir davranış özelliği olduğunu sürekli duyup okudukça, başka çocukları taciz etmeyen çocukların çoğu bile, bu sorunun akranları arasında çok yaygın olduğu gibi yanlış bir mesaj alıyorlar. Zorbalığın okullarda yaygın bir davranış olduğunu öğrenmek, bazı çocuklar için bu durumu daha çekici hale getirebiliyor. Saldırgan olmayan çocukların pek çok çocuk, zorbalığın zararları konulu derslere boğulurken, başlarındaki büyüklerin onları anlamadığını düşünerek onlardan uzaklaşabiliyor. Dillon, “Zorbalık konusu, öğrencilere yapmaları ya da yapmamaları söylenenlerle bir araya geldiğinde statik bir konu ya da arka plan sesi haline gelebiliyor.” Daha da kötüsü, zorbalığın intihara neden olabildiğini öğrenen mağdur çocuklar kendilerine zarar verme yolunu seçebiliyor. Willard ise, zorbalığın intihara sebep olduğu mesajının, zorbalığa uğrayan çocuklara

Sert disiplin yöntemleri geri teper. Dillon, problemle mücadele etmek için cezalandırıcı yaklaşımları benimseyen okulların, kontrol etmeye çalıştıkları davranışın aynısını geliştirmiş olacaklarını söylüyor. Zorbalık karşıtı etkili stratejiler, zorbalığa tanık olan öğrencilerin sosyal saldırganlığın azaltılmasını sağlamasına dayanıyor. Zorbalığı yapan öğrencinin sert bir şekilde cezalandırılması durumunda ise diğer öğrenciler bir zorbalığa tanık olduklarında sessiz kalacaklardır. Bu öğrenciler zorbalığın sona ermesini isteseler bile cezanın fazla olduğunu düşünebilirler ve durumu bir yetişkine bildirmeleri durumunda mağdur öğrencinin daha sonra daha zor durumda kalabileceği sonucuna varabilirler. “Yetişkinlerin sert sonuçlar yaşatması aynı zamanda yetişkinlerle öğrencilerin dünyası arasındaki uçurumun derinleşmesine neden olur” diyor Dillon. Bu uçurum ne kadar derinleşirse öğrenciler kendi akranlarını, onların dünyalarını anlamayan kontrolcü yetişkinlere o kadar az verirler.

Çocuklar yetişkinlerin kontrolünden kurtulmak için sosyal medyaya kaçarlar. Yetişkinler için can sıkıcı olsa da ergenlerin kendi özel sosyal dünyalarına çekilmeleri, gelişimleri açısından çok uygundur. Ne yazık ki beynin mantıklı düşünmeyi kontrol eden bölümü 25 yaşına kadar tam olarak gelişmediği için ergenler kendilerine meydan okunduğunda daha güdüsel ve mantıksız davranabilirler. İnternet üzerindeki zorbalıkların büyük bir kısmı hiç düşünmeden yapılan şeylerdir. Böylece bir sosyal mecradaki paylaşıma en az bu paylaşımdaki kadar yakışıksız bir cevabı tetikleyebilir ve böylece bir düşmanlık döngüsü kurulmuş olur.

Okul ikliminin zorbalık konusundaki etkisi çoktur. Yetişkinlerin patron olduğu, öğrencilerin uslu durmasının beklendiği ve soru sorulmayan otoriter ve hiyerarşik okul ortamları çocuklar arasındaki zorbalıkları arttırır. Yetişkinler böyle bir otorite modeli olması çocuklara karakter ya da bilginin değil, gücün önemli olduğu mesajını verir. “Çocuklar, hiyerarşik ve okul çalışanlarının disipline sokmak için çocuklara kötü davrandıkları ortamlarda iktidar ve statü kazanmak için daha fazla zorbalık yaparlar.”

https://ww2.kqed.org/mindshift/2016/04/22/10-realities-about-bullying-at-school-and-online

Etiketler
Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!